Death Note (öldürmek güzeldir)
Ben şahsen mangasını okudum. Animesi hakkında pek bir fikrim
yok. Lakin mangası bu kadar iyiyse animesi uçuyordur kesin.
Olay ne enteresandır ki Japonya’da geçiyor. Light adındaki
kahramanımız bir gün okulunun bahçesinde siyah kapaklı bir defter fark eder. Sonra
gider bakar “aaa Death Note”…
Death Note kitapçığının içinde bir de kullanım kılavuzu
vardır. Light okuyunca anlar ki bu deftere birisinin adını yazınca adı yazılan
kişi istenilen şekilde ölebiliyor.
Animesini izleyen bir arkadaşım ısrarla tavsiye etmişti
dizisini. Hikayesini de böyle anlatmıştı. Bu üç sene önceydi ve konu öyle
anlatılınca hiç ilgimi çekmemişti.
İşte işin aslı öyle değil. Mangası bile beni kaç gece
uykusuz bıraktı.
Bu ne heyecan arkadaş!
Ha yakalandı ha yakalanacak, ha öldü ha ölecek, nasıl
ölecek, kurtulacak mı?
Ayrıca hikaye çok güzel, çok ince örülmüş. Tam tempo düşecek
diye beklerken bir karakter ekleniyor ya da ölüyor, hikaye başka boyut
kazanıyor, onca şeye rağmen saçmalanmıyor da.
Hikayenin en ilgi çekici tarafı zeka oyunları tabi. “L” kod
adlı bir polis Light’ın peşinde. Zeka savaşı veren bu ikilinin konuşmaları,
hareketleri tamamen bir satranç oyunu gibi. Hemen her mimikte bile bir şey
saklanıyor.
Tabi aşk da var. Bilindiği gibi “Japonya’da kızlar teklif
ediyor” (!). Light’a çok aşık bir hanım kızımız da var. Adı da çok sevimli:
Misa! Çok güzel, çok muhabbet, deli gibi aşık falan… bu tanışıklık hakkında pek
bir şey yazmak istemiyorum. Spoiler vermek istemiyorum hiç. Tek bilmeniz
gereken bu ikilinin arasındaki aşkın hikayeye bir boyu t daha eklemesi ve
hikayeyi dah da ilginçleştirmesi.
Neyse özün özü okur musunuz, izler misiniz, bilmem ama “Death
Note”u gözden kaçırmayın derim. Anime ya da manga sevip sevmemeniz de o kadar
mühim değil, bir laf dinleyin…




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder