8 Haziran 2012 Cuma


Death Note (öldürmek güzeldir)

Ben şahsen mangasını okudum. Animesi hakkında pek bir fikrim yok. Lakin mangası bu kadar iyiyse animesi uçuyordur kesin.
Olay ne enteresandır ki Japonya’da geçiyor. Light adındaki kahramanımız bir gün okulunun bahçesinde siyah kapaklı bir defter fark eder. Sonra gider bakar “aaa Death Note”…
Death Note kitapçığının içinde bir de kullanım kılavuzu vardır. Light okuyunca anlar ki bu deftere birisinin adını yazınca adı yazılan kişi istenilen şekilde ölebiliyor.

Animesini izleyen bir arkadaşım ısrarla tavsiye etmişti dizisini. Hikayesini de böyle anlatmıştı. Bu üç sene önceydi ve konu öyle anlatılınca hiç ilgimi çekmemişti.
İşte işin aslı öyle değil. Mangası bile beni kaç gece uykusuz bıraktı.
Bu ne heyecan arkadaş!
Ha yakalandı ha yakalanacak, ha öldü ha ölecek, nasıl ölecek, kurtulacak mı?
Ayrıca hikaye çok güzel, çok ince örülmüş. Tam tempo düşecek diye beklerken bir karakter ekleniyor ya da ölüyor, hikaye başka boyut kazanıyor, onca şeye rağmen saçmalanmıyor da. 

Hikayenin en ilgi çekici tarafı zeka oyunları tabi. “L” kod adlı bir polis Light’ın peşinde. Zeka savaşı veren bu ikilinin konuşmaları, hareketleri tamamen bir satranç oyunu gibi. Hemen her mimikte bile bir şey saklanıyor.
Tabi aşk da var. Bilindiği gibi “Japonya’da kızlar teklif ediyor” (!). Light’a çok aşık bir hanım kızımız da var. Adı da çok sevimli: Misa! Çok güzel, çok muhabbet, deli gibi aşık falan… bu tanışıklık hakkında pek bir şey yazmak istemiyorum. Spoiler vermek istemiyorum hiç. Tek bilmeniz gereken bu ikilinin arasındaki aşkın hikayeye bir boyu t daha eklemesi ve hikayeyi dah da ilginçleştirmesi.

Neyse özün özü okur musunuz, izler misiniz, bilmem ama “Death Note”u gözden kaçırmayın derim. Anime ya da manga sevip sevmemeniz de o kadar mühim değil, bir laf dinleyin…   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder