Tam bir bürokrasi gerilimidir.
Bildiğiniz gerildim efendim. Yetki sınırları belirgin
olmayan bürokratlar, memurlar, kağıt yığınları, koyunlaşan zavallı insanlar...
Distopya gibi bir şey.
Okurken; sıkıldım, bunaldım ve üstelik kitabın da amacı
sanki bu. Aslında başlarda çok da sıkılmamıştım sonrasında gelen sıkıntı ise
kitaptan değil daha çok benden kaynaklanmıştı ama şunu da ekleyeyim: bir
bölümde bir memur, K'ya işini anlatırken k uyuyakalmıştı. İşte bu bilinçli bir
sıkıntı sanki.
Kafka’nın da amacı sonuçta buymuş yani: "bürokrasiye
sövgü". bu bürokrasi gerilimi uzun diyaloglarla (hatta bazen okuyucu
diyalog olduğunu unutup monolog bile sanıyor), bitmek bilmeyen bir kitapla
gayet canlı bir biçimde aktarılmış.
Bir de bu gerilim, bu belirsizlik kitabın pek çok yerinde
değişik değişik karşımıza çıkıyor. sisli, karlı hava, birbirine benzeyen
insanlar... Kitap canlı derken bunu diyorum. Hareket ediyor alenen.
Tek sorun bir finali olmaması. ben "K acaba nası
ölecek?" diye beklerken.... Kitap bitmedi. Ama bitmemesi, bitirilememesi
kitaba apayrı bir hava katmış. Bürokrasinin açık ucu gibi öylece kalmış.
"Dava" kitabının öncesini anlatıyor mu gerçekten? Bu
konuda bir şey dememeliyim. Aynı bürokrasi orada da var. Aynı gerilimi (bu
sefer daha heyecanlısını) orada da görüyoruz. Ana karakter de aynı isimde. ama
bence farklı iki kitap. Belki şato bir sona ulaşsaydı bir bağlantıları
olabilirdi. Ama bu durumdayken sadece benzerliklerden yola çıkarak biri
diğerinin devamıdır demek ne kadar doğru olur ki? (ha bu konuda yazılı bir
belge falan varsa da bilemem, benim anladığım kadarıyla ikisi farklı dünyaların
kitaplarıdır)
Bir de Haneke bu kitabın filmini de çekmiştir. Harddiskimde
aylarca durmuştur. Bir önyargı buhranı esnasında: shift+del...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder