American Horror Story
Uykularınız Kaçacak!
Ya da kaçmayacak.
Maalesef gerçekten korkutan bir korku filmi pek yok. Aslında insanların
korkutuğu şeyler azaldı. Örneğin 500 sene önce karanlıktan korkmak mantıklıydı,
günümüzde ise karanlık sadece sıkıcı bir şey. Hayaletler, cinler, iblisler de
keza öyle. Her şeyin bir açıklaması var. Korkmuyoruz artık. American Horror
Story iki sezondur bunun farkında olarak değişik korku hikayeleri anlatıyor.
Gerçekten korkma imkanımız var yani.
İlk sezonda bir aile ucuza bir ev almışlar ve buraya
yerleşmişler. Bütün paralarını bu eve bağlamışlar. Sonradan öğreniyorlar ki bu
evin ucuzluğunun sebebi evde daha önce işlenmiş cinayetler. Bence bu gayet
ürkütücü. Çünkü günümüze uygun. Herkes parasızlıktan, yanlış yatırım yapmaktan
korkuyor ve böyle bir hikaye anlatılıyor. Hikayenin iyi ve kötü kahramanları
var ve ilk sezonda iyisiyle kötüsüyle bütün karakterleri sevmeye başlıyoruz.
Korkutan şey hayaletler, hunharca işlenmiş kanlı cinayetler değil ama bunlar
sadece merakımızı ayakta tutuyor ve bir oturuşta 5-6 bölüm bile
seyredebiliyoruz.
İkinci sezon ise daha çok mahkumiyet, insanın emelleri için her yolu mübah sayması ve çaresizlik üstüne. Bunlar da gayet ürkütücü. Yalnız ikici sezonda yer ve zaman değişmiş. Oyuncular aynı ama karakterler bambaşka. Bu sefer olaylar bir akıl hastanesinde geçiyor. İster istemez akıl hastalarından herkes çekinir. Bu da bir korku öğesi. Yine aynı şekilde bu sezonda da iyisi ile kötüsü ile bütün karakterleri benimsiyoruz. Merak yine izlememizi sağlıyor. Korktuğunuz her şey de yine modern insanların kaygıları. Bu da yine diziyi gerçekçi kılıyor.
Aslında korkunun eğlenceli bir tarafı yok ama eğlence
sektörlerinde hala yerini muhafaza ediyor. American Horror Story yazarları bize
hoşça vakit geçirtebilecek iki hikaye yazmış ve iki sezondur bunu gayet güzel
başarmışlar. Gerçekten korkmasanız da iyi bir korku hikayesi ancak bu zamanda
bu kadar oluyor ve bence gayet başarılı. Üçüncü sezonu merakla bekliyorum.






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder